Dünya Kupası yazılarında sıra ilk maçlar sonrası, esasen en keyifli gruplar olduklarını düşündüğüm C ve D grupları hakkındaki yorumlarda.
C Grubu:
Kupa başlarken en çok merak ettiğim grup C Grubu'ydu. Çünkü dört takımın da farklı artı ve eksilere sahip, değişik futbol geleneklerini temsil eden ve hiçbirinin diğerini yenmesi sürpriz olmayacak
Kolombiya şu ana kadar izlediğim takımlar içinde en çok kafamı karıştıran ekiplerden biri oldu. Falcao'nun yokluğuyla sarsılacağını düşündüğümüz takım, bu kupada birçok takımda direkt 11'de rahatlıkla oynayacak Carlos Bacca, Jackson Martinez ve Adrian Ramos'u bile yedek oturtma lüksündeki bir hücum zenginliğine sahip. Kupanın sürpriz yıldızlarından olacağını düşündüğüm Cuadrado'nun sağ kanattaki olağanüstü performansı, James Rodriguez'in "süper yıldız" olma yolundaki koşusu ve takımın hücum etkinliği ve hızı Yunanistan maçının beklenenden rahat kazanılmasını ve geleceğe umut ışıkları saçılmasını sağladı. Bundan sonra Kolombiya'yı daha dikkatli izleyeceğim. Eğer savunma dörtlüsü, özellikle de stoperler Zapata-Yepes, daha ciddi test edildiğinde sağlam durabilirlerse Kolombiya çeyrek finalde Brezilya'nın karşısına ciddi bir rakip olarak dikilebilir.
Yunanistan'ın, bu kupada yıllardır alıştığımız oyun anlayışının dışında görmeyi beklemiyordu. Fakat yine de özellikle hücumda daha etkili olabileceklerini tahmin ediyordum. Özellikle Mitroglu'nun, geçen sezonun ilk yarısındaki müthiş çıkışından sonra, kariyeri için yanlış olduğu anlaşılan Fulham transferinin ardından Dünya Kupası'nda yeni bir patlama yapabileceğine hala inanıyorum. Yunanistan, ilk maçı fazla ışık vermeden kaybederek gruptan çıkma şansını bir hayli zora soktu. Takımın ikilemi orta sahada pas trafiğini yönlendirmek için 37 yaşındaki Karagounis'in aklına ihtiyaç duyarken, onun oynadığı bir sistemde de gerekli hız ve temponun gerisinde kalması. Bu bağlamda, Japonya oyunu hızlandırdığı müddetçe Yunanistan'ı zorlayacaktır.
Fildişi Sahili, yıllardır Afrika'nın en parlak yıldızlarına, en iyi kadrosuna sahip olduğu halde elde edemediği başarıları, bu jenerasyonun son demlerinde özellikle Drogba'nın bir nevi jübile turnuvasında elde edebilecek mi? Drogba'nın varlığı önemli çünkü takım üzerindeki etkisi inanılmaz, Japonya maçında oyuna girer girmez heyecan getirdiği yadsınamaz. Onun yokluğunda bile her yıl kendini geliştiren Bony ve onu destekleyen Kalou-Gervinho ile göz alıcı bir hücum hattı var. Japonya maçında yıldızlaşan ve turnuvanın en iyi sağ beklerinden biri olarak görünen Aurier gibi isimler de büyük katkı sağlıyor. Fakat bu kupada Fildişi'nin ne kadar ileri gidebileceğini Yaya Toure'nin performansı; başka bir deyişle Fildişi'nin ne kadar Yaya Toure takımı olabileceği belirleyecek. Japonya maçını kazanarak gruptan çıkma yolunda büyük adım attıkları bir gerçek.
Japonya, geçen yılki Konfederasyon Kupası'ndan itibaren izlemesi en heyecan verici takımlardan biri oldu. Maçları hep yüksek tempoda, gollü ve bol aksiyonlu geçiyor. Hücum iştahı olan, Honda ve Kagawa gibi teknik kapasitesi yüksek oyuncuları barındıran kadro, aslında bir İtalyan hoca için beklenmedik biçimde her seferinde yediğinden fazlasını atmayı hedeflese de bunu bir türlü başaramıyor.
Tahmin: Kolombiya, Fildişi
Kilit adam: Cuadrado
D Grubu:
More Sharing ServicesShare | Share on facebook Share on myspace Share on google Share on twitter
C Grubu:
Kupa başlarken en çok merak ettiğim grup C Grubu'ydu. Çünkü dört takımın da farklı artı ve eksilere sahip, değişik futbol geleneklerini temsil eden ve hiçbirinin diğerini yenmesi sürpriz olmayacak
Kolombiya şu ana kadar izlediğim takımlar içinde en çok kafamı karıştıran ekiplerden biri oldu. Falcao'nun yokluğuyla sarsılacağını düşündüğümüz takım, bu kupada birçok takımda direkt 11'de rahatlıkla oynayacak Carlos Bacca, Jackson Martinez ve Adrian Ramos'u bile yedek oturtma lüksündeki bir hücum zenginliğine sahip. Kupanın sürpriz yıldızlarından olacağını düşündüğüm Cuadrado'nun sağ kanattaki olağanüstü performansı, James Rodriguez'in "süper yıldız" olma yolundaki koşusu ve takımın hücum etkinliği ve hızı Yunanistan maçının beklenenden rahat kazanılmasını ve geleceğe umut ışıkları saçılmasını sağladı. Bundan sonra Kolombiya'yı daha dikkatli izleyeceğim. Eğer savunma dörtlüsü, özellikle de stoperler Zapata-Yepes, daha ciddi test edildiğinde sağlam durabilirlerse Kolombiya çeyrek finalde Brezilya'nın karşısına ciddi bir rakip olarak dikilebilir.
Yunanistan'ın, bu kupada yıllardır alıştığımız oyun anlayışının dışında görmeyi beklemiyordu. Fakat yine de özellikle hücumda daha etkili olabileceklerini tahmin ediyordum. Özellikle Mitroglu'nun, geçen sezonun ilk yarısındaki müthiş çıkışından sonra, kariyeri için yanlış olduğu anlaşılan Fulham transferinin ardından Dünya Kupası'nda yeni bir patlama yapabileceğine hala inanıyorum. Yunanistan, ilk maçı fazla ışık vermeden kaybederek gruptan çıkma şansını bir hayli zora soktu. Takımın ikilemi orta sahada pas trafiğini yönlendirmek için 37 yaşındaki Karagounis'in aklına ihtiyaç duyarken, onun oynadığı bir sistemde de gerekli hız ve temponun gerisinde kalması. Bu bağlamda, Japonya oyunu hızlandırdığı müddetçe Yunanistan'ı zorlayacaktır.
Fildişi Sahili, yıllardır Afrika'nın en parlak yıldızlarına, en iyi kadrosuna sahip olduğu halde elde edemediği başarıları, bu jenerasyonun son demlerinde özellikle Drogba'nın bir nevi jübile turnuvasında elde edebilecek mi? Drogba'nın varlığı önemli çünkü takım üzerindeki etkisi inanılmaz, Japonya maçında oyuna girer girmez heyecan getirdiği yadsınamaz. Onun yokluğunda bile her yıl kendini geliştiren Bony ve onu destekleyen Kalou-Gervinho ile göz alıcı bir hücum hattı var. Japonya maçında yıldızlaşan ve turnuvanın en iyi sağ beklerinden biri olarak görünen Aurier gibi isimler de büyük katkı sağlıyor. Fakat bu kupada Fildişi'nin ne kadar ileri gidebileceğini Yaya Toure'nin performansı; başka bir deyişle Fildişi'nin ne kadar Yaya Toure takımı olabileceği belirleyecek. Japonya maçını kazanarak gruptan çıkma yolunda büyük adım attıkları bir gerçek.
Japonya, geçen yılki Konfederasyon Kupası'ndan itibaren izlemesi en heyecan verici takımlardan biri oldu. Maçları hep yüksek tempoda, gollü ve bol aksiyonlu geçiyor. Hücum iştahı olan, Honda ve Kagawa gibi teknik kapasitesi yüksek oyuncuları barındıran kadro, aslında bir İtalyan hoca için beklenmedik biçimde her seferinde yediğinden fazlasını atmayı hedeflese de bunu bir türlü başaramıyor.
Tahmin: Kolombiya, Fildişi
Kilit adam: Cuadrado
D Grubu:
Uruguay’ın,
çok kaliteli bir kadroya sahip olmasına rağmen, neden elemelerde bu kadar sıkıntı
çekerek son anda kupaya gelebildiği önemli bir soru işaretiydi turnuva
öncesinde. İlk maçlar itibariyle kupanın en büyük sürprizlerinden birini
yaşayarak Kosta Rika’ya 3-1 mağlup olmaları, takımda sorunların beklenenden de
ciddi olabileceğini gösteriyor. Maçı maalesef izleyemediğim için ayrıntılı
yorum yapamıyorum fakat Uruguay’ın Kosta Rika’nın hızına çıkmakta zorlandığı ve
oyundan düştüğü görülüyor. Bundan sonra işleri yoluna koymak için İlk maçta
oynayamayan Suarez’in, geçen sezonun bir bölümünde gösterdiği olağanüstü
performansı yakalaması şart. Cavani de benim çok beğendiğim ve dünyanın en
iyilerinden bir olduğunu düşündüğüm bir santrfor fakat Uruguay’ın Suarez’deki “winner”
karaktere ve “ne yapacağı bilinemez” havasına ihtiyacı var. Suarez’in İngiltere
önündeki ekstra motivasyonu onların şansı.
Kosta
Rika, kupaya rüya gibi bir başlangıç yapsa da esas sınav bu performansı İtalya
ve İngiltere önünde ne kadar gösterebilecekleri olacak. Hızlı, fizik olarak
kuvvetli ve kontratağa çok etkili çıkan bir takım oldukları görünüyor. İtalya
maçını kaybetseler bile, son maçta İngiltere önüne her halükarda iddialı (hatta
belki beraberlik yetecek bir konumda) çıkacak olmaları bile onları yabana
atmamak için yeterli sebep ve bu sahnede kendini gösterecek ismi bilinmedik
oyuncular için ekstra motivasyon kaynağı.
İtalya,
sanki her turnuvada daralan kadrolarına ters orantılı olarak daha tehlikeli bir
takım haline geliyor. Bunda kuşkusuz Prandelli’nin taktik dehası ve onun saha
içindeki beyni, dünyanın belki de oyun zekası en yüksek futbolcusu Pirlo’nun
rolü büyük. İngiltere önünde oyunu iyi kontrol eden, ne yaptığını bilen bir
görüntü çizdiler. Bu turnuvadaki İtalya, belki önüne geleni ezerek gümbür
gümbür gidecek bir hava vermiyor fakat hiçbir takım için de “İtalya’yı rahat
geçerler” sözünü kullanmak olası değil. Hücum hattında alternatifleri
genişletecek Immobile ve Insigne gibi oyunculardan alınacak ekstra katkı İtalya’yı
daha da ileriye taşıyacak. İlk maçlarını kazanmaları büyük bir avantaj oldu.
Muhtemelen grup lideri olacaklardır.
İngiltere
ise bu turnuvada dünya futbolunda onu antipatik kılabilecek tüm unsurları
bırakıp gelmiş sanki. Hudgson’ın geçen sezonki Liverpool’un taktik anlayışı
üzerine oturttuğu takım, bir nevi 2006’da
Almanya’nın yaşattığı önyargı yıkımını hatırlattı. İngiltere, ilk maçı kaybetse
bile gençliği, oyun iştahı ve hızıyla umut verdi. Uruguay, kazanmak zorunda
olacağı bir maça çıkacağı için zorlanacaklar ama esasen kupanın belki de en
tehlikeli kontratak takımı olarak bu onlar için bir avantaja dönüşebilir. Joe
Hart hala tam olarak güven vermese bile yediğinden fazlasını atmaya meyyal bir
takımda esas sorun Rooney’den alınacak performans. Onun geleneksel Dünya Kupası
bahtsızlığını kırarak (9 maç 0 gol) ilk maçında golle başlayan Sturridge’e
destek vermesi takımın ilerlemesi için elzem.
Tahmin:
İtalya, İngiltere
Kilit
adam: Luis SuarezMore Sharing ServicesShare | Share on facebook Share on myspace Share on google Share on twitter
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder