14 Kasım 2009 Cumartesi

2010 Dünya Kupası Elemeleri-Avrupa play-off

Esasen benim bu akşam en çok merak ettiğim maç ayrı bir postta yer verdiğim Mısır-Cezayir maçı olsa da, Avrupa kıtasından Dünya Kupası'na gidecek son 4 takımın belirleneceği play-offların ilk ayağını es geçmemek lazım.

Avrupa elemeleri aslında sürprizli geçti. Euro 2008'de yarı final oynayan Türkiye, İbrahimoviç'li İsveç, Çek Cumhuriyeti ve her zaman için bu turnuvalarda heyecan verici bir takım olan [ama bu kez İngiltere'ye yaptığının bedelini ödeyen:)] Hırvatistan şimdiden dışarda kaldılar. Romanya, Polonya gibi üst seviye takımlar gruplarda rezalet bir performans sergiledi.

Diğer taraftan, Danimarka, jenerasyonunu o kadar da yenilememesine rağmen, geri döndü (hala Tomasson, Rommedahl, Jorgensen...); Slovakya hiç beklenmeyeni yaptı ve en önemlisi eski Yugoslav ekolü şahlandı; genç Sırbistan harika bir performansla Fransa'yı geride bıraktı, Slovenya ve Bosna da ilk kez bu düzeye kadar gelmeyi başardılar.

Rusya-Slovenya: Yarınki maçlara bakarsak Dünya Kupası için en şanslı ekibin Rusya olduğunu söyleyebiliriz. Almanya'yla eşleşmeseydi rahatlıkla herhangi bir grubu lider bitirecek kapasitede olan Rusya'nın Slovenya'yı rahatlıkla geçeceğini düşünüyorum. Rus medyasını "çek bir Slovenya" başlığı atıp atmadıklarını bilecek kadar takip etmiyorum ama Hiddink'in işi şansa ve ikinci maça bırakmayacağını hissediyorum.

Yunanistan-Ukrayna: 2006 Dünya Kupası'nda izlediğimiz Ukrayna, 2004'te Yunanistan'ın şampiyonluğundan en çok ilham almış takım görünümündeydi. (Zaten Yunanistan'ı kupa dışına iten de onlardı)
Son yıllarda Ukrayna kulüp takımları bazında o 90'ların sonundaki atılıma benzer bir çıkış yaptı. Tamam, Shakthar'ı Brezilyalılar sürüklüyor ama Chyrginski, Aliev, Milevskiy gibi yeni yıldızlar da kendilerini göstermeye başladılar. Bence bu maçlar Yunanistan'ın 2004 jenerasyonun hükmünün tam anlamıyla son bulacağı maçlar olacak.






İrlanda-Fransa: İlginçtir, normal şartlar altında bu kadrosuyla kupanın favorileri arasında gösterilmesi gereken Fransa'nın tökezlemesini bekleyenler çoğunlukta. Kadro kalitesi bir tarafta çok ağır bassa da, bu fark Trapattoni-Domenech kıyaslaması yapıldığında dengeleniyor sanki. Fransa'nın deplasmanda alacağı sonuç çok önemli. Eğer avantaj İrlanda'dan yana olursa Fransa'nın "içimizdeki İrlandalıları" maça hazırlanmaktan ziyade teknik direktör için idam sehpasını kurmaya öncelik verebilirler. Böyle bir durumdan epik bir kurtuluşu sağlayabilecek Zidane da olmadığına göre... Bu eşleşme en heyecan verici olanlardan biri galiba.

Portekiz-Bosna Hersek: Benim için en heyecan verici eşleşme bu. Bosna'nın bu kupada olmasnı çok istiyorum. Dzeko-Ibiseviç ve arkalarında Misimoviç'le çok heyecan verici bir hücum hattı ve gidebilirlerse Slovak Hamsik ile birlikte kupanın sürpriz yıldız adayı olacağına inandığım Pjaniç. Sorun ise takım savunmasında. İspanya ile oynadıkları ve evlerinde 4 yedikleri maçı izledim. Tabi orada 2.liği garantilemenin rehaveti vardı ama savunmanın o hali sadece psikolojik faktörlerle açıklanamaz; bariz bir beceri eksikliği göze çarpıyor. (Tabi bu takımı bizim neden geçemediğimiz ayrı bir tartışma konusu)
Portekiz de son maçta güç bela kaldığı play-off'ta favori olarak görünüyor. Son zamanlarda bariz bir düşüş içinde olsalar da Bosna'dan daha kaliteli oyunculara sahip oldukları kesin. Ronaldo'nun oynayamayacak olması maçı daha da ilginç hale getiriyor.
Gönlüm Bosna'dan yana ama kupa Ronaldo'suz olsa da olur mu sorusuna da "tabi canım ne var yani" diye kestirip atarak cevap veremiyorum. En iyisi ekran karşısında oturup izlerken karar vermek.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder