14 Kasım 2009 Cumartesi

Başlarken

Bizi bağlayan tek şey önkabullerimiz. Çünkü en zoru, insanın kendi kendisini ikna etmesi. Kalbi, aklı, zihni, bilinci, hatta düşleri önceden yadırganan ne varsa hepsine açmak gerek. Değişime kendinden başlamak, içinin çoksesliliğine biraz kulak vermek gerek. Hiçbir şeyin kesin ve sorgulanamaz olmadığını bilerek, zaman zaman kendi kendini ötekileştirmek gerek.


Başka türlü yazmak mümkün mü zaten? "Yazmasaydım çıldırcaktım" diyen Sait Faik misali, dışavurulmayı sabırsızlıkla bekleyen ve zihnin çıkış kapısını zorlayan farklı sesler değil mi bizi yazmaya zorlayan? Söz, benliğimizin acil çıkış kapısından sızansa; yazı, sindirerek, düşünerek, sorgulayarak hatta tabir caizse pasaport kontrolünden geçirdikten sonra ortaya döktüğümüz kişisel izlerdir. Önkabullerin boyunduruğundan kurtulmak ise hiçbir fikre vize uygulamamaktan geçer.


Yalnızca paylaşmak için... Kendi düşüncemin dünyayı değiştireceğine inandığım için değil, herkesin kendi düşüncelerini sınırsızca ifade edebilmesinin dünyayı değiştireceğine inandığım için önemsiyorum bu platformu. Ancak gerçek anlamda özgür, önkabullerinin bütün zincirlerini atabilmiş özgür fertler özgürleştirebilir insanlığı.


Burada ağırlıklı olarak futbola ilişkin yazacağım. Her ne kadar, "futbol fena halde hayata benzer" gibi beylik laflardan kaçınmak gerektiğine inansam da, bir kişinin dünyayla ilgili genel tahayyülünün futbolla ilgili algılarına doğrudan yansıdığı kanısındayım.


Tarafsız olmak, adil olmak, mantıklı olmak şu an için haddime düşmeyecek kadar ciddi iddialar. Tek vaat edebileceğim, her türlü fikrin tartışılması gerektiğine dair sonsuz inancım.


İyi okumalar…

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder