10 Haziran 2010 Perşembe

E Grubu: Hollanda çıksın da...

Futbol aşkının içime düştüğü dönemler hayata aklımın yeni yeni ermeye başladığı 1988 senesinin Haziran ayına, Avrupa Şampiyonası dönemine rastlar. O kupada izlediğim "Potakallar" sayesinde sevdiğim için bu oyunu, onlara olan desteğim ve inancım her turnuvada olduğu gibi 2010'da da devam edecek. Bu yüzden bu gruba ilişkin yorumlarımda objektif olamazsam şimdiden affola.

Neyse ki hemen hemen herkes Hollanda'nın bu grubun mutlak favorisi olduğu görüşünde birleşiyor. Euro 2008'de Van Basten'in yönetiminde grupta İtalya'yı ve Fransa'yı sürklase ederken son dönemlerde görmediğimiz ölçüde etkili bir futbol oynamışlar ve "total futbol" idealine yakınlaşmayı başarmışlardı. Ancak yine bir Hollandalı hoca tarafından yönetilen ve aynı oyunun daha kontrollü, beklerini daha iyi kullanan ve o turnuvada kendini aşan Arshavin'li Rusya'ya elendiler. Kadro 2008'dekiyle hemen hemen aynı. Van Maarwijk'in takımında tek ciddi takviye var ve bu isim aslında takımın oyun karakterindeki değişimi doğrudan ortaya koyuyor. Aynı zamanda van Maarwijk'in damadı olan Mark van Bommel, pas trafiğinde ve tempo ayarlamasında başrolü üstleniyor. Onun varlığı hem takıma akıl katıyor, hem de Sneijder gibi isimlerin yeteneklerini daha rahat göstermelerine imkan sağlıyor.

Yine de, Hollanda'nın iddialı olabilmesinin doğrudan bağlı olduğu tek bir isim var. Arjen Robben. Kariyerinin muhtemelen en iyi sezonunu geçirdiği dönemi Dünya Kupası'nda iz bırakarak taçlandırmak isterken sakatlanması büyük talihsizlik. Verimli bir şekilde oynadığı takdirde tek başına üst düzeyde maç kazandıracak bir isim olduğunu Şampiyonlar Ligi'nde gösterdi zaten. Hollanda'nın oyun yapısında beklerin hücuma katkısı çok önemli olduğundan van der Wiel'in de performansını merakla belliyorum. Bence Hollanda'nın bu kupada ilerlemesinde Robben ve Sneijder gibi isimlerin yanında çok kritik bir rol üstlenebilir.

Danimarka, 2006 ve 2008'i kaçırdıktan sonra kabuk değiştirme çabalarını henüz tamamlamışken sürpriz biçimde grubunu Portekiz ve İsveç'in önünde lider tamamlamayı bildi. Kabuk değiştirme çabalarının bitmediğini halen kadroda yer bulan Tomasson, Gronkjaer, Jorgensen, Rommedahl gibi oyunculardan anlamak mümkün. Başlarında her zaman olduğu gibi Morten Olsen var. Kadroda Avrupa'nın elit takımlarında forma giyen Bendtner, Agger ve Christian Poulsen gibi isimler var. Kamerun ile ikincilik için çekişeceklerini düşünüyorum. Bence gol yollarında sıkıntı çekmeleri muhtemel. Her zaman büyük bir potansiyeli olduğuna inanılan ama Arsenal taraftarına sürekli saç baş yoldurtan Bendtner'in yapabilcekleri, Danimarka'nın da kaderini belirleyecek biraz da. Ayrıca, Ajax'ta geçen sezon düzenli olarak forma giymeye başlayan 18 yaşındaki Eriksen'i izlemeyi de dört gözle bekliyorum.

Kamerun, tecrübeli kadrosuyla ve kupanın Afrika'da oynanmasının getireceği psikolojik avantajla ilerlemesi muhtemel takımlardan biri. Ülkenin efsane golcüsü Roger Milla ile girdiği polemik Eto'o'yu ve dolayısıyla bütün takımı etkileyebilir ama gol yollarında sıkıntı çekeceklerini düşünmüyorum. Esas sorun savunmada ve Le Guen Afrika Kupası'ndan beri herhangi bir çare bulabilmiş değil. Son dönemde oynadıkları hiçbir hazırlık maçını kazanamış olmaları kesin bir şey göstermez ama kupaya sorunsuz gelmedikleri de bir gerçek. Song'u 4. kez Dünya Kupası'nda izlemek (1994, 1998, 2002 ve 2010) apayrı bir keyif olacak zira sahaya çıktığında bir ulusu tek başına temsil eden böyle abidevi oyuncular giderek azalmakta.  İlk maçta Japonya'yı yenebileceklerini düşünüyorum. Daha sonra muhtemelen Hollanda'ya kaybetmiş olacak Danimarka önüne de bu açıdan bir psikolojik avantajal çıkmaları halinde tura yakın olabirler.

Japonya'yı uzun zamandır takip etmedim. Eski dostlardan Inamoto'nun kadroda olup olmadığını kontrol etmek ve 20 numaralı formada onu görünce sevinmek ve hazırlık maçında Drogba'yı sakatlayan Tanaka'ya söylenmek dışında pek bir alakam olmadı. Her ne kadar yıllardır sahip oldukları, oyun bozma anlayışına dayalı bir sistemleri bulunsa da bu sefer çok şansları olduğunu düşünmüyorum. Bu kupa Keisuke Honda'nın bğyğk bir yıldız olup olamayacağını göstermek için önemli bir fırsat olacak. Zaten Japonya da bir sürpriz yapabilmek için en başta bu oyuncunun hünerlerine bel bağlamış durumda.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder