22 Haziran 2010 Salı

Yolun yarısı: E Grubu



Dünya Kupası'nda 11. gün geride kaldı ve 64 maçın 32'si oynanmış oldu. Bu noktadan sonra kilişe tabirle "her maç final". Gerçekten de halihazırda 2. tura yükselmeyi garantileyen sadece 2 takım (Hollanda, Brezilya) ve elenmesi kesinleşen sadece 3 takım (Kamerun, K.Kore, Honduras) bulunması, şansları az ya da çok 27 takımın önümüzdeki dört gün içinde 14 bilet için mücadele edeceğini yani bizi müthiş bir heyecanın beklediğini ortaya koyuyor. Umarım, fazla bir engelim olmaz da bundan sonraki maçları minimum fireyle takip edebilirim. Bunu başarırsam artık her akşam bir şeyler karalamayı düşünüyorum.

Hollanda ve Kamerun'un durumunun netleşmesinin ardından, E Grubu'nda Japonya ile Danimarka arasında gerçek bir final oynanacak.  Birbirinden çok farklı yapıdakiiki takımın mücadelesi maç içindeki anlık gelişmelere bağlı olarak iki yöne de gidebilir.

Danimarka, Kamerun önüne 5 defans+5 forvet gibi özetlenebilecek çılgın bir kadroyla çıktı. Geçen maç savunması sağlam bir takım izlenimi verdiğini söylediğim Danimarka, muhtemelen sistemin de bir sonucu olarak çok zor durumlara düştü ve çok pozisyon verdi. Ancak Kamerun'un da orta sahasının etkisiz olması özellikle ilk yarıda topun bir o kalde bir bu kalede olması şeklinde bir görüntüyü meydana getirdi. Zaman ilerledikçe galibiyete daha çok ihtiyacı olan Kamerun rakip kaleye yüklendi ancak hücum yönünden son derece kısır ve futbol aklından yoksun bir oyun ortaya koyduklarından Danimarka'yı zorlayamadılar. Sonuçta da, ilk maçta "hala bu eski adamlar" diye salladıklarım arasındaki Rommedahl, 2000'lerin ilk yarısındaki halinden esintiler sunarak bir gol bir asistle maçı koparan ve benim mahcup eden isim oldu.

Japonya'ya Danimarka önünde beraberlik yettiğinden, oyunun Danimarka'nın baskısıyla geçeceğini öngörmek mümkün. Skor avantajı yakalanmadığı sürece Danimarka'nın Kamerun önündeki hızlı atakları gerçekleştirmesi ve Rommedahl gibi oyuncuların arzu ettikleri alanları bulmaları çok zor olacak. Zira Japonya savunmada bir blok halinde hareket eden ve çok iyi alan kapatan bir ekip. Hollanda önünde de etkili bir savunma yaptılar ve deyim yerindeyse Hollanda'nın topu eveleyip, geveleyip bir türlü kale önüne gelememesine yol açtılar. Japonya ile ilgili tek soru işaretim iki maçta da etkili kontratak geliştirememelerine ilişikn. Hücumda tek silah gibi görünen Honda'dan başka takımın planlı bir biçimde hızlı ataklar gerçekleştirdiklerini görmedim henüz.

Son olarka Hollanda, beklenenden uzak ve renksiz futbolun rağmen gol yemeden 2'de 2 yapmayı başardı. Uğur Meleke'nin, Hollanda'da adam eksilten oyuncu problemi olduğuna ve bunun takımın gereğinden fazla pas yapmasına yol açtığına yönelik tespitine katılıyorum. Fakat bu eksikliği giderebilecek yegane adam henüz boy göstermedi. Umarım Robben oynadığı zaman Van der Wiel'in önünde sağ kanatta görevlendirilir. Böyle olursa zatan etkili bir takım olan Hollanda hücum yönünden çok daha zengin bir takıma dönüşür.

Share |

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder